Borçlu malını başkasına devrettiyse alacak tahsil edilebilir mi?
Borçlu, ödeme yapmadığı sırada evini kardeşine devretmiş veya şirketin aracını başka bir şirkete satmış olabilir. Alacaklı, icra dosyasında haczedilecek mal bulamayınca bu devri sonradan öğrenebilir. Malın artık borçlu adına kayıtlı olmaması, tahsil imkânının mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. Koşulları varsa tasarrufun iptali davası açılabilir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), bazı devir ve ödemelere karşı alacaklıyı korur. Dava kabul edilirse alacaklı, devredilen mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir. Taşınmazın tapusu alacaklıya geçmez. Mahkeme, işlemi alacaklının tahsil hakkı bakımından etkisiz kılar. Bu nedenle dava, borçlunun yaptığı her satışı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Borçlunun mal satması tek başına hukuka aykırı değildir. Gerçek bedelle yapılan olağan bir satış ile alacaklıya zarar veren bir işlem farklı değerlendirilir. İnceleme, alacağın niteliğine, devir tarihine, borçlunun kalan malvarlığına ve alıcının durumuna göre yapılır. Bu yazı, özel hukuk alacakları için İİK kapsamında açılan davayı ele alır.
Tasarrufun iptali davası için hangi şartlar aranır?
Alacaklının gerçek bir alacağı bulunmalıdır. İcra takibinin kesinleşmesi de davanın incelenebilmesi için aranan koşullardandır. Alacağın hangi işlemden ve ne zaman doğduğu belgelerle ortaya konur. Senedin düzenlenme tarihi, temel borç ilişkisinin başladığı tarihle her zaman aynı değildir. Borç ile devir arasındaki tarih sırası, uygulanacak iptal sebebiyle birlikte değerlendirilir.
Takibe itiraz edilmiş olması, tasarrufun iptali davasının her durumda hemen reddedileceği anlamına gelmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22.10.2024 tarihli, 2023/12203 esas ve 2024/10045 karar sayılı kararında bu ayrım yapılmıştır. Daire, devam eden itirazın iptali davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Takip koşulları bundan sonra yeniden incelenmelidir.
Alacaklı, borçlunun haczedilebilir mallarının borcu karşılamadığını da ortaya koymalıdır. Geçici veya kesin aciz belgesi bu bakımdan önemlidir. Koşulları varsa haciz tutanağı da aciz belgesi niteliği taşıyabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 18.11.2025 tarihli, 2024/12154 esas ve 2025/15450 karar sayılı kararında kalan malvarlığını incelemiştir. Borcu karşılamayan çok küçük bir taşınmaz payı, o olayda aciz hâlini ortadan kaldırmamıştır.
Hangi satışlar, bağışlar ve ödemeler iptal edilebilir?
Bağışlar ve karşılıksız devirler, İİK'nin 278. maddesinde düzenlenir. Güncel hüküm, alışılmış hediyeleri kapsam dışında bırakır. Bunun dışındaki karşılıksız işlemler için kanunda belirtilen geriye bakma süresi uygulanır. Satış olarak gösterilen bazı işlemler de bağışlama sayılabilir. Bu nedenle tapudaki işlem adının satış olması, incelemeyi tek başına bitirmez.
Güncel düzenleme; altsoy, üstsoy, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları ile eş arasındaki işlemler için özel bir ispat kuralı getirir. Son bir yıl içinde evlilik sona ermiş olsa da eş bu kapsamdadır. Evlat edinenle evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler de düzenlemede yer alır. İşlemin gerçek değerine uygun bir karşılıkla yapıldığı ispatlanmazsa işlem bağışlama sayılır. Borçlunun çok düşük karşılık kabul ettiği sözleşmelerde de aksi ispatlanabilir bir kural vardır.
Zarar verme kastıyla yapılan işlemler, İİK'nin 280. maddesi kapsamında ayrıca incelenir. Borçlunun malvarlığının borçlarına yetmemesi aranır. Alıcının da borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bilmesi veya bunları bilmesini gerektiren açık belirtiler bulunması gerekir. Bedelin ödenmiş olması bu incelemeyi her zaman engellemez. Ayrıca 279. madde, bazı olağan dışı ödemeleri ve sonradan verilen teminatları kendi koşullarıyla iptale tabi tutar. Her iptal sebebi için aynı delillerin ve sürelerin yeterli olacağı varsayılamaz.
Dava açma süresi ne zaman başlar?
İİK'nin 284. maddesine göre tasarrufun iptali davası açma hakkı, işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçince düşer. Süre, alacaklının devri öğrendiği gün başlamaz. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden dikkate alır. Devrin geç öğrenilmesi, alacaklıya kendiliğinden yeni bir beş yıllık süre kazandırmaz. Birden çok işlem varsa her işlemin tarihi ayrı ele alınır.
Beş yıllık dava açma süresi ile iptal sebebine ilişkin geriye bakma süresi farklıdır. Güncel 278. madde, aciz belgesinin veya bu nitelikteki haciz tutanağının düzenlendiği tarihten önceki bir yılı esas alır. İflasta başlangıç noktası iflasın açıldığı tarihtir. Bu bir yıl, bağışın öğrenilmesinden sonra dava açmak için verilen süre değildir. İşlemin hangi zaman aralığında yapılmış olması gerektiğini belirler.
İİK'nin 280. maddesi ayrıca işlem tarihinden itibaren beş yıl içinde borçluya karşı haciz veya iflas takibine başlanmasını arar. Bu koşul da dava açma süresiyle karıştırılmamalıdır. 278. madde, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle değiştirilmiştir. Önceki işlemlerde uygulanacak metin ayrıca belirlenir. Eski kaynaklardaki iki yıllık süre, güncel hükümdeki bir yıllık süre yerine kullanılamaz.
Mal kaçırma iddiası hangi belgelerle ispatlanır?
İcra dosyası, haciz tutanakları ve malvarlığı araştırmaları incelemenin başlangıcını oluşturur. Sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri ve banka kayıtları alacağın kaynağını gösterebilir. Tapu veya araç sicilindeki devir kayıtları, işlemin tarihini ve taraflarını ortaya koyar. Şirketler arasındaki işlemlerde ticaret sicili kayıtları ve ortaklık ilişkileri de incelenebilir. Mahkeme, gerektiğinde ilgili kurumlardan kayıt ister.
Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği ayrıca araştırılır. Banka havalesi, kredi kullanımı ve ödemenin hangi borca ilişkin olduğu birlikte değerlendirilir. Yalnızca tapuda yazılı bedel, bütün ödeme ilişkisinin açıklaması olmayabilir. Malın devir tarihindeki gerçek değeri için bilirkişi incelemesi gerekebilir. Bugünkü piyasa değeri, geçmişteki satışın bedelini doğrudan göstermez.
Borçlunun satıştan sonra malı kullanmayı sürdürmesi veya kısa aralıklarla yapılan devirler de diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir. Ancak her belirti aynı ağırlıkta değildir. Yakınlık ilişkisi, ödeme belgeleri ve ekonomik durum birlikte ele alınır. Alacaklı iddiasını somutlaştırmalı; alıcı da gerçek satış ve ödeme savunmasını dayanaklarıyla açıklamalıdır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtlar, delil olarak kullanılma sorunu doğurabilir.
Dava kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
İİK'ye dayalı tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Tarafların şirket olması, bu davayı tek başına asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz. Yer bakımından yetki ayrıca belirlenir. Dava taşınmazla ilgili olsa da talep, taşınmazın mülkiyetini alacaklıya geçirmek değildir. Bu nedenle yalnızca taşınmazın bulunduğu yere bakılarak mahkeme seçilmemelidir.
Dava, borçlu ile işlemin karşı tarafına yöneltilir. Mal başka kişilere devredilmişse sonraki alıcıların durumu da değerlendirilir. Kanun, kötü niyetli sonraki alıcılara karşı dava imkânı tanır ve iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını korur. Bu yüzden ilk alıcının kim olduğunu öğrenmek yeterli olmayabilir. Güncel malik ve devir zinciri de araştırılır.
Görünüşte yapılan, tarafların gerçekte istemediği işlemlerde muvazaa hükümleri de gündeme gelebilir. Bu hukuki yolun koşulları, İİK'ye dayalı iptal davasıyla bütünüyle aynı değildir. Dilekçede yalnızca mal kaçırma ifadesini kullanmak, hangi davanın açıldığını açıklamaz. Talebin dayanağı, tarafları ve istenen hukuki sonuç açıkça belirlenmelidir.
Dava sürerken mal yeniden satılırsa ne yapılabilir?
Alacaklı, dava devam ederken malın tekrar devredilmesi ihtimaliyle karşılaşabilir. İİK'nin 281. maddesi, iptale konu mal hakkında ihtiyati haciz istemeye imkân verir. Mahkeme, talebi dosyadaki bilgilerle değerlendirir. Davanın açılması kendiliğinden haciz doğurmaz. İhtiyati haciz kararı verilmesi de davanın sonunda mutlaka kabul kararı çıkacağını göstermez.
Mahkeme, teminat gerekip gerekmediğini ve miktarını belirler. Talep, elden çıkarılan malın yerine geçen değere yönelmişse teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez. Kararın icra dosyasında uygulanması da takip edilmelidir. Yalnızca dilekçede koruma istemek, mal üzerinde fiilen haciz bulunduğu anlamına gelmez. Geçici korumanın kapsamı, tahsil edilmek istenen alacakla bağlantılı kurulmalıdır.
Dava kazanılırsa mal geri gelir mi, borç tahsil edilir mi?
Kabul kararı, alacaklıya dava konusu mal üzerinde cebri icra yetkisi sağlar. Taşınmazlarda üçüncü kişi adına olan tapu kaydını düzeltmeden haciz ve satış istenebilir. Yetki, alacak ve faiz gibi ferileriyle sınırlıdır. Satış bedelinin tamamı her durumda davacıya ödenmez. Önceki rehinler, diğer alacaklılar ve satış giderleri, fiilen tahsil edilecek tutarı etkileyebilir.
Mal elden çıkarılmışsa dava, koşulları bulunduğunda malın yerine geçen değere yönelebilir. Üçüncü kişinin parasal sorumluluğu, kanundaki sınırlar ve somut devir zinciri içinde değerlendirilir. Alacaklı, aynı alacağı iki kez tahsil edemez. Tahsil imkânını değerlendirirken yalnızca iptal kararı alınabilmesine bakmak yeterli değildir. Malın değeri ve üzerindeki yükler de hesaba katılır.
Borçlunun iflası, davayı kimin takip edeceğini etkiler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 06.01.2026 tarihli, 2024/1115 esas ve 2026/108 karar sayılı kararında bu konuyu incelemiştir. Daire, alacaklının davayı sürdürebilmesi için iflas idaresinden İİK'nin 245. maddesi kapsamında yetki alması gerektiğini belirtmiştir. Yetki alınmazsa dava, iflas idaresi temsilcisi huzurunda görülmelidir. İflas kararı, dava devam ederken de bu incelemeyi gerekli kılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Borçlunun evini eşine devretmesi tek başına iptal için yeterli mi?
Hayır. Davanın koşulları ve işlemin tabi olduğu hüküm birlikte incelenir. Güncel 278. madde, eşler arasındaki işlemlerde gerçek değere uygun karşılığın ispatına ilişkin özel bir kural içerir. Bu kuralın uygulanacağı zaman aralığı da ayrıca belirlenir.
Aciz belgesi olmadan tasarrufun iptali davası açılabilir mi?
İİK'ye dayalı davada aciz koşulu aranır. Ancak yalnızca ayrı başlıkla düzenlenmiş bir belgeye bakılmaz. Kanundaki koşulları taşıyan haciz tutanağı da aciz belgesi niteliğinde olabilir. Belgenin sonradan sunulması ve eksikliğin giderilmesi, yargılamanın durumuna göre değerlendirilir.
Malın devrini yeni öğrendim; beş yıllık süre yeniden başlar mı?
Hayır. İİK'nin 284. maddesindeki beş yıllık süre işlemin tarihinden başlar. Öğrenme tarihi bu süreyi kendiliğinden yenilemez. Farklı bir hukuki sebebe dayanan talebin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenebilir.
Tasarrufun iptali davası ne kadar sürer?
Her dava için geçerli sabit bir süre yoktur. Tebligatlar, taraf sayısı, bilirkişi incelemesi ve başka bir davanın sonucunun beklenmesi süreyi etkiler. İhtiyati haciz talebi, esas hakkındaki karar beklenmeden ayrıca değerlendirilebilir.