Kefil olduktan sonra tek taraflı olarak çıkılabilir mi?

Bir banka kredisine, şirket borcuna veya kira sözleşmesine kefil olan kişi, yıllar sonra adının hâlâ borçta olduğunu öğrenebilir. Kefilin noterden ihtar göndermesi veya artık sorumlu olmak istemediğini bildirmesi, mevcut kefaleti kendiliğinden sona erdirmez. Alacaklı da kefili tek taraflı talebi üzerine sözleşmeden çıkarmak zorunda değildir.

Bununla birlikte her kefalet geçerli veya süresiz değildir. Türk Borçlar Kanunu (TBK), kefili koruyan şekil şartları ve sona erme sebepleri öngörür. Asıl borcun bitmesi, kefalet süresinin dolması, gerçek kişi kefaletinde on yıllık sürenin geçmesi veya alacaklının kefili ibra etmesi sorumluluğu sona erdirebilir. Gelecekte doğacak borçlar ile süresiz kefaletlerde de özel haklar vardır.

Bu nedenle önce sözleşmenin tarihi, kefalet türü ve azami sorumluluk miktarı belirlenmelidir. Borcun doğup doğmadığı, sonradan yapılan değişiklikler ve verilen güvenceler de incelenmelidir. Kefillikten çıkma imkânı, tek bir belgeye değil bu unsurların birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.

Kefalet sözleşmesi hangi durumda geçersiz olur?

Kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalıdır. Kefil, sorumlu olacağı azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirtmelidir. Müteselsil kefalet kurulacaksa bu sıfat veya aynı anlama gelen bir ifade de kefilin el yazısıyla yazılmalıdır. Yalnızca önceden basılmış bir metnin imzalanması, bu şartları her zaman karşılamaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/1363 E., 2025/5066 K. sayılı ve 22.10.2025 tarihli kararında bu şeklin geçerlilik şartı olduğunu kabul etti. Karara konu sözleşmede azami miktar, tarih ve yükümlülük ifadesi kefilin el yazısıyla yazılmamıştı. Daire, kefaletin hükümsüz olduğuna ilişkin kararı onadı.

Sözleşmede kefil yerine garantör, müşterek borçlu veya borca katılan yazılması tek başına belirleyici değildir. Gerçek kişi, gerçekte başkasının borcu için kişisel güvence veriyorsa TBK’nin koruyucu hükümleri uygulanabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/2835 E., 2025/3756 K. sayılı ve 01.07.2025 tarihli kararında borca katılma başlıklı güvence bu yönden incelendi. Daire, TBK’nin 603. maddesi uyarınca şekil şartlarını taşımayan sözleşmeyi geçersiz buldu.

Kefalette eşin rızası ne zaman gerekir?

Evli bir gerçek kişinin kefil olması, kanundaki istisnalar dışında diğer eşin yazılı rızasını gerektirir. Rıza, kefalet kurulmadan önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmelidir. Sonradan verilen onay, başlangıçtaki eksikliği kural olarak gidermez. Mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı varsa rıza aranmaz.

Kanun ticari yaşam için bazı istisnalar getirir. Ticaret siciline kayıtlı işletmenin sahibi ile şirket ortağı veya yöneticisi, işletme ya da şirketle ilgili kefalet verirken eş rızası aranmayan grupta olabilir. Mesleki faaliyetiyle ilgili kefalet veren sicile kayıtlı esnaf ve sanatkârlar için de istisna vardır. Kanunda sayılan bazı destekli krediler ve kooperatif kredileri de bu kapsamdadır.

İstisna, yalnızca kişinin şirket ortağı veya yöneticisi olmasına dayanmaz. Kefaletin şirket ya da işletmeyle bağlantısı da araştırılır. Eş rızası gerekmese bile el yazısı, tarih ve azami miktar şartları ortadan kalkmaz. Kefil bir şirketse temsil yetkisi ayrıca incelenir. Eş rızası ve gerçek kişiler için öngörülen on yıllık sınır ise tüzel kişilere uygulanmaz.

Adi kefil ile müteselsil kefil arasındaki fark nedir?

Adi kefalette kefilin sorumluluğu ikincil niteliktedir. Alacaklı, kanundaki istisnalar bulunmadıkça önce asıl borçluya yönelir. Borçlu hakkında takibin sonuçsuz kalması, takibin imkânsızlaşması, iflas veya konkordato gibi durumlar doğrudan kefile başvurulmasını mümkün kılabilir. Rehinlerin durumu da izlenecek yolu etkiler.

Müteselsil kefalette alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden kefile yönelebilir. Bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve yapılan ihtarın sonuçsuz kalması ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması gerekir. Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni varsa kanundaki ek sınırlamalar da dikkate alınır.

Bir kişinin sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gösterilmesi bütün şartların gerçekleştiği anlamına gelmez. İfadenin kim tarafından yazıldığı, işlemin gerçek amacı ve varsa ticari ilişkiye özgü hükümler birlikte değerlendirilir. Kefalet türü, alacaklının takip sırasını ve kefilin ileri sürebileceği savunmaları doğrudan etkiler.

Kefilin sorumluluğu hangi miktarla sınırlıdır?

Kefil, her durumda sözleşmede belirtilen azami miktara kadar sorumlu tutulabilir. Bu sınır yalnızca asıl borçtan ibaret olmayabilir. Borçlunun temerrüdünün yasal sonuçları ile şartları oluşan takip ve dava giderleri de limit içinde hesaba katılabilir. Sözleşmenin kapsamı, faiz hükümleri ve alacaklının yaptığı bildirimler bu hesapta belirleyicidir.

Kefil, asıl borçluya ait savunmaları kural olarak alacaklıya karşı ileri sürebilir. Borcun ödenmesi, zamanaşımına uğraması veya sözleşmenin geçersizliği gibi savunmalar kefalet sorumluluğunu da etkileyebilir. Yapılandırma sözleşmeleri, ek protokoller ve yeni kredi kullanımları ayrıca incelenmelidir. Her yeni işlem ilk kefalet limitine kendiliğinden girmez.

Borcu ödeyen kefil, ödediği ölçüde alacaklının haklarına geçer ve asıl borçluya rücu edebilir. Ancak ödeme öncesinde borçluya yapılacak bildirim ile mevcut savunmaların korunması önemlidir. Kefil, asıl borçlunun geçerli bir savunmasını bilerek kullanmazsa rücu aşamasında sorun yaşayabilir.

Kefillik hangi hâllerde sona erer?

Asıl borç ödeme, ibra veya başka bir sebeple sona ererse buna bağlı kefalet de sona erer. Süreli kefalette kefil, kararlaştırılan sürenin sonunda borcundan kurtulur. Alacaklının kefili açıkça ibra etmesi de sorumluluğu bitirebilir. Buna karşılık asıl borçlunun tek başına verdiği bir belge, alacaklının haklarından vazgeçtiğini göstermez.

Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçince kendiliğinden ortadan kalkar. Süre, sona ermesinden en erken bir yıl önce ve kefalet şekline uygun yazılı açıklamayla uzatılabilir. Yeni dönem de en fazla on yıl olabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/4107 E., 2026/1067 K. sayılı ve 25.02.2026 tarihli kararında on yıllık sürenin dolmasından sonra başlatılan takip yönünden ret kararını onadı. Kararda bu sürenin olağan zamanaşımı gibi durmayacağı veya kesilmeyeceği kabul edildi. 1 Temmuz 2012 öncesinde kurulan kefaletler ise geçiş hükümleriyle birlikte incelenmelidir.

Süresiz kefalette kefil, TBK’nin 601. maddesindeki şartlar oluştuğunda alacaklıdan takip ve dava haklarını kullanmasını isteyebilir. Alacaklı kanuni süre içinde harekete geçmezse kefil borcundan kurtulabilir. Gelecekte doğacak bir borçta ise borç henüz doğmamışken yazılı dönme hakkı kullanılabilir. Bunun için borçlunun mali durumunun ciddi biçimde bozulması veya başlangıçta sanılandan çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması gerekir. Alacaklının güven nedeniyle uğradığı zararın karşılanması da gündeme gelebilir.

Kefile ödeme talebi veya icra takibi gelirse ne yapılmalı?

Kefile ihtar veya ödeme emri ulaştığında önce kefalet belgesinin aslı ve bütün ekleri incelenmelidir. El yazısı bölümleri, imzalar, azami miktar, sözleşme tarihi ve eş rızası kontrol edilmelidir. Kredi hareketleri, yapılandırmalar, ödemeler, ihtarlar ve teminat belgeleri de dosyaya eklenmelidir. On yıllık sürenin hangi tarihte başladığı ayrıca belirlenmelidir.

İcra takibindeki itiraz süreleri kısa olabilir ve takip türüne göre değişir. Kefaletin geçersiz olduğu düşüncesi, takibi kendiliğinden durdurmaz. Uyuşmazlığın aşamasına göre itiraz, menfi tespit davası veya başka bir hukuki yol gündeme gelebilir. Belgenin geçerliliği ile borcun miktarı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Bankadan kefilliğin kaldırılması istenebilir mi?

İstenebilir; ancak banka veya diğer alacaklı kabul etmedikçe tek taraflı talep mevcut kefaleti sona erdirmez. Yazılı ibra, borcun kapanması veya kanuni sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi gerekir.

Eşin sonradan verdiği onay kefaleti geçerli hâle getirir mi?

Eş rızası gereken bir kefalette rıza, sözleşmeden önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmelidir. Sonradan verilen onay başlangıçtaki eksikliği kural olarak gidermez.

On yıl geçince asıl borç da sona erer mi?

Hayır. On yıllık kural, gerçek kişinin kefalet sorumluluğunu sona erdirir. Asıl borç geçerli biçimde devam edebilir. Sürenin uzatılıp uzatılmadığı ve eski sözleşmelere ilişkin geçiş kuralları ayrıca incelenir.

Borcu ödeyen kefil parasını asıl borçludan isteyebilir mi?

Kefil, ödediği miktar ölçüsünde alacaklının haklarına geçerek asıl borçluya rücu edebilir. Ancak ödeme zamanı, borçluya yapılan bildirimler ve kullanılmayan savunmalar rücu hakkını etkileyebilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Kefaletin geçerliliği ve sorumluluğun sonucu, sözleşmenin içeriğine ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir.
Yazar
Av. Mustafa Salih Koçer

Antalya Barosu · Mengi & Koçer Avukatlık Bürosu